Friday, 16 May 2014

Bir Avuç Kömür Hikayesi


Önce çiftçiliğin kökü kazınır. Yurt dışından saman ithaline varan uygulamalarla tarım bitirilir eskiden pamuğa giden bölge halkı madenciliğe mahkum kılınır.
Ardından madenler özelleştirilir. Böylece kömürün fiyatının devlet tarafından belirlendiği madenler özel şirketlere peşkeş çekilir.
Madenden çıkacak kömürün miktarı da bellidir,  dolayısıyla kar etmek için gözü dönen işletmecilerin en büyük maliyet kalemi "işçiler" bu sistemde işletmecilerin vicdanına emanet olur.
Güvenlik maliyet demektir.
İthal edilen eski püskü ekipmanlarla, haftada 7 gün çalıştırılan işçiler, aylık değil çalıştıkları gün bazında maaş alınan taşeronluk sistemiyle, belinde belkide kontrolu aylar önce yapılmış oksijen tüpleri yerin metrelerce altına gönderilir. Üstelik bugün Soma holdingin sahibi kendisi söyledi, işçilerin çoğunda(!) vardır oksijen maskesi.
Denetim mi? Danışıklı dövüştür denetim, 10 gün öncesinden sözleşilip yemeklere çıkmak için bahanedir işte..fazlası asla değil.

İşçinin kolu kopsa durmaz bant.
Kolunu içerde bırakıp çıkar, kilometrelerce yürüyüp yer altından işçi. Tazminatı da hakkları da koluyla beraber kalmıştır içeride.

Sadece üç kuruş maaşlarıyla maliyet kalemi değildir tabi işçi. İşleriyle tehdit edildiler mi çok işe yararlar mesela mitinglerdeki kafa sayısı olurlar ellerinde baretleriyle. Ya da ellerine kapalı zarf tutuşturulunca her biri bir oy olurlar.

Bunları propaganda olsun diye yazmıyorum.
Ben dün gece Halktv de konuşan yüzü kara yüreği ak madencilerin ağızlarından çıkan her kelimeyi zihnime kaydettim. Duyamayan varsa buradan okusun.

Bu dakikadan sonra beyaz gömlekli kara vicdanlı zengin patronları, onların şakşakçıları, bakan müsveddeleri, devlet görevlileri ne dese boş.

No comments:

Post a Comment