Thursday, 13 March 2014

Büyüklere Masal

Bir varmış bir yokmuş...
Yakın ülkelerden birinde çok sinirli bir Akkral varmış. Adı akmış ama kalbi kapranlıkmış.
Bu kral bir gün ülkesindeki ağaçlara savaş açmış...
İstermiş ki tüm ağaçlar yokolsun ve her taraf avmler ile dolsun.
Şehrin bir köşesinde kalan gariban birkaç ağaç varmış, betonlar ve binalarla çevrili bu ağaçlara minik de bir park ev sahipliği yaparmış.
Kral emir vermiş, "Bu ağaçları kesin ve yerine benim istediğim şekilde, benim istediğim kadar büyük bir avm yapılsın" demiş.
Hemen yaverleri, uşakları harekete geçmişler, zira kralın bir dediğini iki etmez, önlerine atılacak olan bir lokma için bin dalavere çevirirlermiş.
Ağaçlar başlarına gelecekleri duymuşlar ve hemen ağaç dostları insanlardan yardım istemişler.
Seslerini duyabilen birkaç ağaç dostu kalmış, zira halk betonlar içinde yaşaya yaşaya, zihinlerini sadece televizyon dizileriyle uyuta uyuta doğadan kopmuş, ne ağaçların ne de hayvanların dilini konuşamaz onları görmez, duyamaz olmuş.
Birkaç ağaç dostu hemen yanlarına çadırlarını alıp doğruca ağaçların başında nöbete koşmuşlar.
Günlerden bir mayıs günüymüş, hava çok güzel ve güneşliymiş.
Ağaç dostları gece olunca çadırlarına girip yatmışlar.
Çünkü kimsenin gece gelip onlara kötü birşey yapmasını beklemiyorlarmış.
Oysa su uyur düşman uyumazmış, huzurlu uykularını bölen kralın adamlarının saldırısı olmuş. Çadırları  alevler sarmış, ağaçlar dumanlara boğulmuş. Ağaçlar dostlarının başlarından yaralandıklarını, gazlara boğulduklarını, gözlerinin kör olduğunu izlerken kahrolmuşlar. Yıkım için gelen araçları da görünce sonlarının geldiğinden eminlermiş artık...


Belki saatler belki de dakikalar geçmiş.
Ağaçlar dumanla kaplı cehennemde zaman kavramlarını yitirmişler. Her an kesileceklerinden emin gözlerini kapatıp beklemeye başlamışlar.
Sonra...sonra hiçbirşey olmamış.
Ve merakla gözlerini açtıklarında görmüşler ki, dostları onlarca kişiden yüzlere, binlere çıkmış.
Çocuklar gelmiş bir sürü. Ağaçların altında oynamaya başlamışlar.
Yetişkinler gelmiş, sofralar açmış ağaçların altında yemekler yenmeye, sohbetler edilmeye başlanmış.
Ağaçlar hem şaşkın hem de mutlularmış...

Oysa kendilerini bekleyen çok büyük bir savaş varmış.
Ak Kral olan biteni duymuş ve Vezirine o parkın boşaltılması için emir vermiş, üstelik 'ne pahasına olursa olsun' demiş. Vezir ve askerleri silahlarını kuşanmış, komşu şehirlerden askerler gelmiş ve parkı gaza, kana ve aleve bulamak için yola çıkmışlar.
Üstelik yalnızca parktakiler değil, onlarla yürek birliği yapan herkesin cezalandırılmasını da emretmiş kral.

Ağaçlar kurtulduklarına sevinmişler sevinmelerine ama günler geçtikçe ortalığı duman ve alev kaplamış. Etraflarında hiç bitmeyen bir savaş varmış.  Ağaç dostlarının sayısı günden güne artıyormuş ancak ağaçlar göğe uzanan dallarından göğe meleklerin yükseldiklerini görmeye başlamışlar...1..2...3...4..
Bunlar ağaçlar için savaşırken ölen dostlarıymış.
Akkralın askerleri her bir ağaç dostunu öldürdüğünde birer melek olup göğe uçuyorlarmış.

Ve birgün nihayet akkral ağaçları kesmek için yolladığı makinaları geri çekmiş.
Ama ağaç dostları öyle çok ölmüşler öyle çok ölmüşler ki içlerinde sevinecek bir zerre dahi kalmamış.
Arada bir gidip ağaçların altında oturuyorlar içlerindeki hüzünle kaybettikleri dostlarını anıyor ve hala yaralı olan tek ve en küçük melek için dua ediyorlarmış.
Akkralın askerlerinin vurduğu bu melek daha çocukmuş ve vurulduğu günden beri uykudaymış.

Hem ağaçlar hem de ağaç dostları yüreklerinde bu son melek için umutlar besleyip, uyanacağını umut ediyorlarmış. O melek onların tek umudu, tüm umutlarını bağladıkları son kaleleri olmuş.


Aradan aylar aylar geçmiş.
Kış gelmiş. Ağaçlar yapraklarını dökmüşler.
Ve birgün gri gökyüzüne doğru uçan minik bir melek görmüşler.
Bulutlar ağlamış.
İnsanlar da...
Yeniden ama bu defa gözlerinde yaşlar, sessizce birleşmişler sokaklarda. Giden minicik melekleri için dua etmişler.

Ama ağaçlar bu defa olacakları biliyorlarmış. Sessizce korkarak beklemişler..

Minik melek uğurlanır uğurlanmaz göğe yükselen gaz ve çığlıklarla kaçışan insanların arasından göğe bir melek daha yükselmesin diye dua etmeye başlamışlar...

































No comments:

Post a Comment