Friday, 13 September 2013

Şizofren Şehir


Sabah saat 08:30
Londra metrosunda kaşılıklı koltukların ortasındaki boruya tutunmuş ayakta duruyorum. 
Önümde ve arkamda yanyana insanlar oturuyor. Tam karşımda duran, karanlık camdaki yansımamıza bakıyorum.
Birbirine hiç benzemeyen bir vagon dolusu insanız.
Değil aynı ülke, komşu ülkelerden bile olmadığımızı anlamak için şöyle bir bakmanız yeterli olur.
Ten rengimiz, giysilerimiz, aksesuarlarımız, gözümüz, kaşımız, herşeyimizle çok farklıyız birbirimizden. Bir süre öncesine kadar bana yabancı ama Londra’ya pek alışılmış gelen, sıradan bir kare bu.
Bu karanlık penceredeki yansımaya bakarsan anlarsın ki dünyanın başkentidir burası. Kimi ararsan var, yok yok!
Birbirimize bakıp şaşırmıyoruz. 
Hani hep diyorlar ya, dünya tek bir ülke olsa başkenti  İstanbul olurdu diye. Evet  tarihte birçok medeniyetin ev sahibi olmuştur İstanbul. Buna itirazı olamaz hiçkimsenin. Ama kabul etmeli, bugünlerde hiç misafirperver davranmıyor kiracılarına.
Şaşırarak görüyorum ki farklı ırklar farklı dinler bile değil artık İstanbul’un farklı mezheplere farklı görüşlere dahi tahammülü yok.Öğütmeye çalışıyor hepsini sindirip aynılaştırarak tükürmek istiyor.
Vakti zamanında kiliselerden cami yapan sonra onları müzeye çevirip bir yanlışı tarihin sayfalarına gömmüş gibi davranan o değil sanki.İstanbul, artık hiç sevmiyor rengarenk sakinlerini ama öte yandan da istiyor ki dünyanın dört bir yanından turistler gelsin, olimpiyat gelsin, sporcular sanatçılar gelsin, sokaklarında filmler çevrilsin.
Bazen Hollywooddan geliyorlar filmler çekmeye o zaman da güzel çıkmıyor diye de içten içe kızıyor. Hep Eminönü, hep kapalıçarşı hep gecekonduları gösteriyorlar oysa bende ne cevherler var diyor ama yabancı kanallarda günlerce, meydanlarında rengarenk kolkola olmuş hak arama mücadelelerinden de şortlu kızların yerde kan içinde yatmış görüntüsü yayınlanınca da memnun olmuyor.
Niçin hep beni gösteriyorlar diyerek isyan ediyor.
Dünya başkentiymiş.
İstanbul gitgide daha da deliren bir şizofren hasta.
Adım başı inşaatlarla çehresini hergün değiştiren estetik amelliyatlarla orasıyla burasıyla oynayıp kendini çirkinleştiren, kendi bile kendini sevemeyen hasta bir kadın gibi. 

İşkence ediyor. Zarar veriyor. Hem kendine hem de onunla yaşayanlara...

No comments:

Post a Comment