Monday, 9 September 2013

Mağduriyet Müzesi

Gezi olaylarının ilk gününden itibaren iktidarın en büyük silahı 'mağduriyet' adım adım, iktidarın karşıtı azınlık olan %50 ye geçti. Karşılığında canlar yitirilerek, uzuvlar kaybedilerek, hapislere tıkılarak ve dayak yenerek.

İşte tam da bu nedenle, doymak bilmeyen, ne kadar uğraşsa da, yalanla dolanla, kendine güvenini geri kazanamayan ve hergün daha da bileylenen bir güruh peyda oldu.

Bir türlü yeni bir mağduriyet bulamadıkları gibi yıllarca semirmişler ve mağdur olmayı unutmuşlardı.

Tabi ki anında gerçek bir mağduriyet durumu yaratmak mümkün değildi, hemen PR cılarla, imaj maker larla ve kafası ali cengiz oyunlarına basanlar kıçlarından mağduriyet uydurmak yerine komşu komşunun darbesine muhtaçtır diyerek hoop Mısır'dan mağduriyet ithal ettiler.

Darbe kınanacak, kına!
Kınamadın mı? Sen darbeci misin, evet darbecisin tabi ki! Aylar önce ağaç bahanesiyle darbe yapmaya girişmiştin!

Tabi ki pek ilgi toplamadı.

Zira memleketteki mağdur vatandaşların da darbe kavramıyla çok sıkı bir ilişkileri yoktu kaldı ki ölen gençlerin yaşı bile darbeyi tarih kitaplarındakinden fazla görmeye yetmezdi. Ordu desen zaten hiç ortada yoktu. Yani özetle ithal edilen maya konmuş ama yoğurt tutmamıştı.

Ama malumunuz; Ortadoğu kaynayan kazan, olaylar bitmiyor, her köşe de farklı bir felaket, bu sefer yeni bir mağduriyet kapısı, hemen hoop Suriye'den gelen ölüm haberleriyle beraber dörtparmak ithal ettiler.

Rabia de, dört parmak yap, müslüman kardeşlerimiz ölüyor, üzül, savaşa girelim de, destek ver, vermiyorsun, yoksa sen yanı başımızdaki ölümlere 'oh olsun' mu diyorsun?

Tabi sen mayayı gider de komşu ülkeden araklarsan tabi senin yoğurt yine tutmaz. Bu işte bir iş var diyerek insanlar akılla mantıkla konuşunca senin dört parmak da twitterda takılan üç beş fake hesapla sınırlı kaldı.

Tam da bu sırada 2020 olimpiyatı gündeme geldi. Alınmaması için tonla neden, alınması için ise senelerdir pek bir hevesle içine edilmeye çalışılan güzelim İstanbul vardı.


Sokaklarda şehirlerde kalan son üç beş ormanın katledilmemesi için olaylar çıka dursun, bizim heyet olimpiyat kararını dinlemek üzere yola koyuldu. Tabi bu esnada ODTÜ de kapalı kızlara saldırdılarla başlayan yeni bir  suni mağduriyet dalgası yaratılmıştı bile.

Ve olimpiyat kararı açıklandı.
Tabi ki alamadık.
Mağduriyet overlok makinası gibi ayağımıza gelmişti, 'Olimpiyatı geziciler yüzünden alamadık üstelik onlar da alamadığımıza sevindiler!'
Evvelki  akşamdan beri sosyal medyada birbirinden çılgın cümlelerin ardı arkası kesilmiyor.

Velhasıl kelam görünen o ki bu böyle sürüp gidecek. Birileri, iktidara  mağduriyetten mayalanmanın artık mümkün olmadığını söyleyene kadar bakalım başka ne palavralar izleyeceğiz...

























No comments:

Post a Comment