Sunday, 7 July 2013

Gurbetçinin Tatil Sonrası Sendromu

Koca İspanya'yı 15 güne sığdırmaya çalıştık.
Türkiye'den zaten uzakta yaşarken başka bir yabancı memlekete tatile gitmek de birşey farkettirmedi, ruhen Türkiye'deydik.
Parklarda gezip gezi parkını, opera binası görüp 'barok' tarzı , sokaklarda özgürce giyinip dolaşan, sarmaş dolaş olan halkı gördükçe mahrum kalınan özgürlükleri andık.
Değil tatile,  yaşamaya Mars'a da gitsen yine adım başı memleketini anarsın.
2 sene Londra'da yaşasan da bu böyledir,  22 sene de olsa değişmez.
Değişen tek şey; olan bitene her canın sıkıldığında 'çekip gitmek lazım' diyemezsin, zaten çekip gitmişsindir. Gidecek bir yer olmadığını farkedersin.

Mesela başka ülkenin vatandaşı olabilirsin sonradan. Türkiye' de doğup büyüyüp sonradan başka bir ülkede vatandaşlık alabilirsin. Ama yine de his aynıdır, acı aynıdır. El' in memleketinde dolaşır, neden biz bir türlü huzur bulamıyoruz, bu parklarda oynayanlar çocuk da benim memletimdekiler değil mi? dersin. Bahçene, yanı başına getirip amazon ormanı koysalar, mutluluğu boğazından geçmez. Alıp memlekete götürebilsem dersin. Varsın 100 ülkeye daha vatandaş yapsınlar seni, zırnık değişmez içindeki. Kara sevdadır. Asla geçmez.

Sokaklarda dolaşır, herşey ne düzenli, ne temiz, ne yeşil dersin. Fakirlik heryerde de en azından buralarda insan gibi yaşanıyor dersin. Avrupa oysa komşu sonuçta, bizim halk olarak nemiz eksik de onlar öyle biz böyle diye sorarsın. Parayla pulla değil ya ağaçtı, topraktı, Allah vermiş bize de niçin yakarlar yıkarlar da çoluğu çocuğu otoparklardaki, bahçelerdeki bir avuç yeşile muhtaç koyarlar? Para desen, kefenin cebi yok, bunu en çok bizim dinimiz demez mi? Hani komşun açken tok yatma diyen dinimiz, sabinin nefesini, ciğerini satmanı hangi kelimesinde caiz kılar? Can veren Allah ise onun verdiği canı ağacı, bitkiyi, hayvanı en önemlisi geldiğimiz ve gideceğimiz yer olan toprağı sen nasıl betonlara satarsın?.. sorar durursun işte.

Aklım almıyor, almayacak, almaz. Ben akılsız olduğum içindir belki de. Ama olsun. Akılsızsam vicdansız değilim ya...ona şükür.












No comments:

Post a Comment