Wednesday, 27 March 2013

Kamyon Çarpmışa Döndüm!


Hayatta en çok korktuğum şey' ler listesinde üst sıralarda merdivenden düşmek ve ezilmek vardır.
Hep -özellikle karşıdan karşıya geçerken 'ya şimdi şu karşıdan gelen salak sürücü delirir ve biranda üzerime sürmeye kalkar diye bir tedirginlik duyarım. Ha bir de yeni korkum, birinin metro gelirken beni raylara itmesi. Böyle abuk sabuk korkularım var.

2 Gün önce, tam da Londra'nın nadir kar yağan günlerinden birinde, her zamanki gibi sevgilimle el ele yürüyor ve oturacak bir cafe arıyorduk. Hava buz gibiydi. Kafamda kapşonum gözümün içine içine yağan tipiden korunmaya çalışıyordum. Sonra bir an nasıl olduysa sevgilim karşıdan karşıya geçti ama ben dalgınlıkla ardında kaldım. Sağdan soldan gelen arabaların bitmesi için yolun kenarında beklemeye başladım. Ve belki on saniye bile geçmemişti ki ani bir çarpma hissiyle 'hafifçe' savruldum. Yanımda, park halinde duran kamyonet geri geri gelip bana çarpmıştı. Ve çarparken aynı anda yolun karşı tarafındaki sevgilimin bağırdığını duydum. Onun sesini neyseki kamyonetin 'kör' şoförü de duydu ve beni sadece dürtmekle kaldı, neyseki üzerimden geçmedi.

Ne olduğunu idrak etmem birkaç dakikayı aldı ve anlar anlamaz da titremeye başladım.
Hiçbir yerime birşey olmamış burnum bile kanamadan atlatmış olduğum için şükrettim.
Hayat çok garip değil mi?
Bir an tek telaşınız 'sıcak bir yerde kahve içmek' iken bir an sonra 'Aman Allahım ölebilirdim!'
Fazla mı abartı oldu?

Birden bir bir aydınlanma olmadı desem yalan olur.
Birden düşünmeye başladım ve dedim ki;

Aptalca bir savurganlikla yasiyoruz hayatimizi. Aslinda bu dünyaya gelirken sahip olduğumuz yegane sey olan "hayatın" kiymetini bilmeden ölüp gidiyoruz. Aptalca hırslar, sahte hedefler,öğretilmiş hayallerle oyalıyoruz kendimizi. Bir an durupta ben ne istiyorum yada ne hissediyorum diye sormak yok. İnsanoğlu bencil diyorlar, aslında o bile yalan. 
Kazara biraz bilinçlenirseniz esas o zaman "deli" oluyorsunuz, gerçekten istediğiniz şeyi yaparsanız çılgın, insanların saçma hayallerine gülüp geçerseniz "umursamaz", o hayallere koşmazsanız "tembel" diyiveriyorlar size. 
Aranızdan birkaç kişi çıkar hem kendi hayallerine koşar hem de başarılı olursa "şanslı" diyorlar sanki imkansızı başarmış gibi. Sanki dilediği gibi yaşamak bir şansmış gibi. Sürüden ayrılmak ve başarıyı yakalamak sanki hiç mümkün olamazmış gibi.

Bugün öğretilmiş yaşamından çık da gören gözlerle bir bak kendine!
Kimsin sen?
Ne hissediyorsun?
Ne yaparak mutlu oluyorsun?
"Ama"larla esir etmeseydin kendini ne yapmak isterdin?
Hayatını gerçekten kazanmak için başkalarının hayallerini riske atmaya ne dersin?


Evet işte bunları düşündüm, ufacık bir kamyonete ne çok anlam yükledim!
Neyseki otobüs değildi!




No comments:

Post a Comment