Tuesday, 13 November 2012

Karanlık Pencerenin Hikayesi 2

Eli perdeye her gidişinde sanki yanıyormuşcasına çekiyordu dokunamadan.
Günler boyu düşündü durdu ne yapsam diye.
Kızın son söylediğini duymazdan gelerek terketmişti evini, şimdi de pencereyi açsa göz göze gelecekler diye korkuyordu.

-Sen karşı evdeki çocuksun  demişti. 

O gece olanları yüzlerce kere tekrar yaşamıştı zihninde. Bir yandan çok mutluydu onunla konuştuğu, ona dokunduğu, onunla bir on dakika yaşadığı için ama bir yandan onun bir başkasına aşık olduğunu öğrenmişti. Gözlerini kapatıp sesini, yüzünü, kokusunu anımsamaya çalışıyordu. Boyu onun neredeyse omuzuna geliyordu. Ne zayıf ne kiloluydu. Omuzlarına inen dalgalı kahverengi saçları vanilya gibi kokuyordu. Yada şekerli birşey gibi. Minik bir burnu kalın dudakları vardı. İlk bakışta güzel değil sevimli demek geliyordu insanın içinden. 

Birkaç gün sonra kızı çok özlemeye başladığını farketti. İçi içini yiyordu. Perdeler ona gel diyorlardı gel bak işte orada. Ama onu camdan görmemeliydi artık. Kız ona zaten hep karşı pencerede olduğunu belliki onu gözetlediğini bildiğini ima etmişti.

Baktı olacak gibi değil bir cesaretle evinin önünde dolaşmaya başladı belki karşılaşırlar diye umuyordu.İşten eve dönüşte bilerek ağır ağır yürüyordu apartmanın önünden geçerken. Sonra her akşam bir ekmek her sabah bir gazet alma bahanesiyle geçti çıktı evden. Haftasonuysa eğer, gün içinde süttü, yoğurttu aklına ne gelirse posta posta almaya gidiyordu. Evvelden tesadüf eseri defalarca karşılaştığı kızı bir kere bile göremiyordu aksi gibi. Bir yandan hırslanıyor mantıksız şekilde evin önünden geçmek için bahaneler yaratıyordu bir yandan da karşılaşsa ne yapacağı sorusunu aklına getirmemeye çalışıyordu. 

Bir gece dayanamadı araladı perdesini. Karşı pencere zifiri karanlıktı. İçi buz gibi oldu.Ardına kadar açtı perdeyi. Keşke daha önce baksaydım dedi. Sinirlendi kendine. Belkide ailesinin yanına gitmişti kız. Başka bir şehirde yaşadığını düşünüyordu çünkü üniversiteler tatil olduğunda kız günlerce ortadan kayboluyordu.

 Gidip bira almaya karar verdi. Bu sefer yavaşlamadı evin önünden geçerken, sinirle hızlı hızlı yürüdü. Aldı biralarını, poşeti bileğine taktı ellerini cebine soktu. Buz gibiydi hava. Eve girdi bütün ışıkları açtı. Karar vermişti yolda gelirken. Kapatacaktı bu mevzuyu. Eskisi gibi, onu hiç farketmediği zamanlardaki gibi yaşayacaktı. Birasını aldı. Tam salona girdiki perdesini açık bıraktığı pencereden karşı tarafta onu izleyen kızı gördü. 
El sallıyordu. Şaşkın şaşkın bakakaldı öyle salon kapısında. Kız gel gel diye işaret etti, camını açtı. Ona da elleriyle camı aç diyordu. Elinde birası bir an ne yapacağını bilemedi. Sonra ışıl ışıl salonunda cama doğru yürüdü. Kız o camı açınca 'merhaba' dedi. 
-Merhaba

Eğildi bir an kayboldu kız, sonra kucağında kedisi tekrar doğruldu
- Biz de şimdi senden bahsediyorduk
Gülümsedi.
- Bira mı içiyorsun?
- Şey evet şimdi aldım.' kendi sesi uzaktan geliyordu. Kız gözlerini ayırmıyordu gözlerinden. Ne diyeceğini şaşırmaktan korktu.
- Sana o gece için teşekkür edemedik. Sakız hanımla her akşam baktık ama hep karanlıktı penceren. 
- Pek evde değildim. -Evet dedi içinden bakkalla ev arasında mekik dokuyordum seni görebilmek için! bi de utancımdan ne ışık ne perde açamadım!

- Başına bela oldum o gece
- Yok estağfurullah...
- Pek hatırlamıyorum ama kahve bile yapmışsın sabah fincanı gördüm. Eline sağlık
- Afiyet olsun- şimdi saçmaladın işte oğlum! -yani rica ederim.
Gülümsedi kız. Sakız Hanım kucağından hopladı kaloriferin üzerine yürümeye başladı. Birşeyler söylemek sohbeti uzatmak istedi ama kız o kadar güzel bakıyordu ki hiçbirşey düşünemiyordu.
-Umarım çok saçamalayıp kafanı şişirmemişimdir?
-Yok pek konuşmadın, daha çok sakız hanım konuştu.-gülümsedi kız çok güzeldi gülümsemesi.
- Evet o çok konuşur özellikle sarhoşken - ikisi de kediye bakıyorlardı bir yandan göz ucuyla.
-O akşam canı sıkkın gibiydi. Daha iyi mi peki?
-Evet çok daha iyiymiş. - Sevgilisiyle arası düzelmişti yani? Yüzü asıldı. Nefesi daraldı. Bir iç çekti. Bende şans olsa zaten dedi. Yumruğunu sıktı. Elindeki birayı farketti. Acilen içmesi gerekliydi.
-Mahsuru yoksa?  diyip birayı gösterdi kıza açarken
- Kaç tane var?
Poşete baktı. 
-4 dedi
- E o zaman hava da güzel inip aşağıda içelim mi diyor...sakız hanım.
Güldü.
-Olur dedi
-E kapat o zaman ışıkları da aşağıda buluşalım!













No comments:

Post a Comment