Sunday, 9 September 2012

Seni sevmiyoruz! Çünkü bizden farklı giyiniyorsun!




14-15 yaşlarındayım.
Bir tatil beldesinde ev kiralamışız ailecek.
Annemle denize gidiyoruz, bazen tek başıma da gidiyorum. Evin hemen önü deniz zaten. Arada kitabımı alıp bir gölgede okuyorum. Etrafta yaşıtım kızlar var ama hiçbirini tanımıyorum. Kızlı erkekli toplanıp voleybol oynuyorlar. Ben uzaktan seyrediyorum. Çabucak kaynaşılamayan yaşlardayım. Ergen ergen oturuyorum tekbasima.
Sonra babam bir arkadaşına rastlıyor, tesadüf onlar da oradalarmış yazları. Onun da bir kızı varmış. Babam beni tanıştırıyor onunla, nihayet ben de yaşıtım diger kızlarla tanışmış oluyorum.

Akşamüstleri evin önünde toplanıyoruz.
Benetton tshirtlerin, swatch saatlerin, levis jeanlerin popüler olduğu zamanlar. Rengarenk tshirtler giyip iniyor kızlar aşağıya. Ben oldumolası sevmem klasik tshirtler, hala bu yaşımda dolabımda iki tane anca vardır, onları da hiç giymem. Zaten çok ince uzun bir kız değilim çuval gibi tshirtlerle daha bir bodur hissederim kendimi ayrıca kadının ince belini, göğüs bel kavisini gizleyen anlamsız bir giysidir, hiç sevmem. Onun yerine daha ince kesim bluzlar tercih ederim. Bir yerinde kadınsı birşeyler olmalı illaki. O zamanlar da öyle bluzlar giyiyorum  bir de rengarenk de şapkalarım var onlara uygun, altına da illaki etek. Yada elbise giyiyorum, askılı çiçekli böcekli altına kısa platform topuklular, şirin terlikler. Birkaç gün sonra  kızların bazılarında bir garip hal tavırlar başlıyor. Beni pek çağırmıyorlar yanlarına. Birgün merhaba dediğimde birgün kızlardan hiçbirisi bana cevap vermiyor. 'Ne oldu? Birşeye mi kızgınsınız? diyorum. Kızlardan birisi patlıyor 'seni sevmiyoruz çünkü bizim gibi giyinmiyorsun!'


Kendim gibi giyinen kızları bulana kadar anlamıyorum bu dediğini.
Sonra bir bakıyorum bize.
Saçımız, makyajımız, elbiselerimiz, kokoşluğumuzla biz ve onlar diye birşey var.
Artık 15 yaşında olmadığımız için gizliyor ve kimse bunu öyle açık söylemiyorsa da bizim gibi giynen kızlar diğerleri tarafından sevilmiyor herzaman...





No comments:

Post a Comment