Sunday, 16 September 2012

Bekir Coşkun'un 15.09 daki Yazısı

Bugün içim cız ederek okudum Bekir Coşkun'un yazısını.
Bizim artık çok sık birbirimize söylediğimiz şeyi yazmış. O yazınca zaten bildiğim şey daha bir gerçek oldu sanki. Daha bir çaresizlik çöktü üzerime. Evet biz onu haketmedik.
Evet Atatürk parça parça siliniyor. Evet hergün bir şeyler daha değişiyor onun Türkiye'sinde.
Canım acıyor.
Biliyorum benim gibi hisseden çok kişi var.
Ama Bekir Coşkun demiş ya, kimseden bir ses çıkmıyor diye. Evet çıkmıyor işte.
Her 10 Kasımda utanıyorum kendimden.
Uzaklarda biryerlerde öylece bakıyorum resmine. Bizi görmediğini umuyorum.
Onu haketmedik, ne bugün ne dün. Hiçbir zaman onu haketmedik. Ama en çok şuan.
Anladımki kimsenin kaderini değiştirmek mümkün değil kendisi istemedikçe. Ve demekki aslında kul olmak isteyen birilerini özgür bırakmak onların kaderini ilelebet değiştirmiyor. Dönüp dolaşıp yine aynı kul olma anlayışına teslim oluyor sessizce nesiller sonra. Sessizlik onların kaderi değil aslında seçimi.
Ve anlıyorum ki tarihimiz diye okuduğumuz şey aslında sonu iyi biten bir kahramanlık destanı değil bir masalmış.
Biz bu masalı okurken bizi bizden daha iyi tanıyan O çoktan biliyormuş esas sonunu.

No comments:

Post a Comment