Monday, 13 August 2012

Yazabiliyorsan yaz, satabiliyorsan sat



Dizüstü edebiyat diye bir kitap serisi çıktı. Kitapçılarda çok satanlarda yada yeni çıkanlarda mutlaka bu seriden bir kitapla karşılaşırsınız. Serinin genel özelliği 'kendi hikayelerini' anlatan, blogları çok ilgi gören blogerların hikayelerinin kitaplarda toplanmış olması. Zaten bu nedenle çoğu kitapta yazar ismi yok, en azından benim okuduklarımda yoktu. Ben 3 tanesini okudum. Hem merak hem de tavsiye üzerine. Okurken eğlendim ama birkaç kitaptan sonra birazcık sıkılmaya başladım. Ardından internette çeşitli sitelerdeki yorumlara baktım.

Öncelikle insanlarımız her konuda ahkam keserlerken genelde pek bir elit, pek bir müşkülpesent oluyorlar. Sonra da televizyonda oynayan dizilere, dandik programlara bakıyorsunuz reytingler tavan ama kaliteli yapımlar en dipte. O nedenle bu seri ile ilgili yorumlara da bir önceki cümlenin penceresinden bakmayı uygun gördüm. 

Yapılan eleştriler genelde çok genç yaştaki ergenlere hitap eden bir seri olduğu, müstehcen ve edebi değerlerden uzak ve basit olduğu vs. gibi. Benim de bu yazılanlara karşı bazı itirazlarım var, ergenlere kitap okuma alışkanlığı kazandıracak her kitap bence bir artıdır. Eskiden beyaz diziler vardı. Çoğu genç kız bu kitaplardan okurdu. Bizim evde de vardı. Kimse gidip de o kitaplarla Rus edebiyatını karşılaştırmazdı. O kitapları okuyana da yazana da bir eleştri olmazdı.

İkincisi bu kitapları okumak yada okumamak kişinin tercihidir. Ben özelimi o derece ortaya koymam, basit anlatımı olan bir kitap yazmam diyebilirsiniz ama zaten bu kitaplar ortaya bir edebi eser olarak çıkmamışlar. Seri olarak adı bile farklı olan kitaplara böyle bir eleştri yapmak bana anlamsız geliyor.

Bana sorarsanız kitap insana birşeyler vermelidir. Ama bunu 32 yaşımda söylüyorum, ergenlik çağında sürekli ödev verilen klasiklerden sıkılıp beyaz dizi gibi kitaplar da okumuşluğumda vardır. Yada bazen canınız bu tarz kitaplar okumak isteyebilir. O kadar da yerin dibine sokmamak lazım.

Benim tek bir eleştrim var o da ne yazanlara ne de okuyanlara. Televizyon programlarından blog ve kitaplara, facebook a kadar herkesin en özelinin takip edildiği bir dünyada yaşıyor olmamız beni biraz rahatsız ediyor. Bir sınır olması gerekir ve o sınır artık aşıldı diye düşünüyorum. Ama bu konuda konuşmaya başlarsam susmam. Devamı bir başka yazıya...

No comments:

Post a Comment