Sunday, 29 July 2012

Erkeklere kızmayın, en kötüsü biziz





Hep söylenen birşey vardır ya; 'kadınlar aslında birbirleri için giyinirler' diye. Doğrudur da. Giydiğimiz kıyafetlerden, yaptığımız makyaja sürdüğümüz ojeye kadar aslında hep hemcinslerimizden takdir almaktır amaç. Erkeklere son derece karmaşık gelen bazı detaylarla süsleriz kendimizi, bilmemne marka ojenin yeni çıkan pembe tonunu bırakın sadece ana renkleri sayabilecek erkek milleti icin son derece üst level'da kalır kadın milletinin dikkat ettiği detaylar. Bu konuda herkes hem fikir ve buraya kadar aslında yeni birşey de yok. Ama ben bugün dikkatimizi bu sonuçtan çok buna sebep olanlara çekmek istiyorum; 'kadınların birbirlerine yaptıkları acımasız eleştiriler' e.
Henüz üniversite 2.sınıftayken tanıştığım kurumsal hayat bence bunun en bariz örneklerinin yaşandığı yer. Sabahın köründe kalkıp şıklık yarışına baslayan kadınların hikayesidir bu. Kimisi çocuğunu kimisi kocasini, sevgilisini memnun etmekle uğraştığı akşamın ertesinde esas savaş alanına hazır ve nazır çıkmak için erkenden uyanır, dolabından şık ve moda birşeyler seçer, topuklu ayakkabılarını ayağına geçirir, bazen uykusundan fedakarlık edemez serviste, arabasında yada şirkete girer girmez tuvalette makyajını yapar. Ve oyun başlar. Sabahın köründe, plazaların çeşitli katlarında 'Günaydın'lar havada uçuşurken bir yandan kıyafet, saç ve makyaj yoklaması yapılır. Aşırılar yani fazla mini'ler, fazla dekolteler, fazla kırmızı rujlar, fazla frapanlar eleştiri konusudur. Erkekler bu kısımda 'hey maşallah' ile 'o ne be abi' ler arasında gidip gelirken kadınlar aynı mini etek icin yüzlerce farklı yorum yapabilirler. Genelde de güzel bacaklı da olsa minililer pek takdir göremez. Ardından şık olanlara birkaç yorum yapılır ama tecrübeyle sabittir ki 4-5 kişilik bir kadın grubunda herkesin ayni kadın için şık yorumunu yaptığı pek nadirdir. Genelde ''evet bilmemnesi güzel'' ile başlayıp ''ama şu'su olmamış''la tamamlarlar cümleyi. Çarpık bacaklar, selulitler, ayaklar, göbekler, aşırı makyaj, kabarık saç, herşey derinlemesine eleştirilir ve çoğu zaman negatiftir.

Buraya kadarki aslında nispeten 'masum' kısım. Yani sadece giyim, kuşam ve dış görünüş mevzu bahis. Ama ne yazikki gerek iş hayatında gerek özel hayatta hep en acımasız olma rolu kadınlardadır. Kadının iş yapış şekli, hali, tavırları, ilişkileri hep kadınlar tarafından eleştiri konusudur. Mesele sadece dedikodusunu yapmak da değildir üstelik, kadın bir patronla çalışan bir kadının ofis hayatı kolaylıkla cehenneme dönüşebilir.Yeni mezun bir erkek çalişanına evladı gibi kol kanat geren bir kadin yönetici tecrübeli bir bayan çalışanın yaptığı her işte hata yada yetersizlik arar. Yada erkek arkadaşlarının birçok hatasını, ilgisizliğini yada unutkanliğini affeden kadın mesele hemcinsindan arkadaşlara gelince kindar ve affetmez olur. Erkek bir magazinci ünlü bir kadinla ilgili ufak bir haber yapip geçer, üstüne diğer ünlü bayanlar yerin dibine sokucu yorumlar yaparlar. Ve kadınlar ne kadar güzel ve akıllılarsa eleştiriler o kadar acımasız ve kötü olur.

Kendi geçmişimde de çok örneği var ama bendeki en bariz örnek şudur ki sona kaldığım iş görüşmesi süreçlerinde eğer işe alacak yönetici kadınsa ve benden başka bir de erkek aday varsa asla tercih edilen ben olmamışımdır.

Kadınların gerek iş hayatlarındakı gerek sosyal hayattaki arkadaşlıkları da tüm bu acımasızlık içinde can bulan nadir bir çiçek gibidir. Genelde hayatında herşey tepetaklak iken mesela erkek arkadaşınızdan ayrıldıysanız üstüne üstlük depresif birşekilde işlediyse süreç, atlatamiyorsanız, yaşınız 30'larda hala evlenemediyseniz, üstelik bir ilişkiniz de yoksa kız arkadaşlarınızla problem yaşama olasılığınız minimum düzeydedir. Bir sevgiliniz varsa, mutluysanız, ne zaman evleneceğinizi soranlar da evli hemcinslerinizden çıkar.  Sizi her gördüklerinde 'Ee sizin nasıl devam mı hala? Evlilik yok mu?' derler. Sizi aylar boyu görmeyip de yolda karşılaştığınızda bu soruyu soran erkek arkadaşınız pek olmaz. Ama kadınlar bu fırsatı hiç kaçırmazlar. Kilo aldığınızı, yüzünüzde sivilce çıktığını, dip boya zamanınızın geldiğini hep onlar söylerler. Modunuz en yüksekteyken birden indirebilenler de hep onlardır.

Tabiki candostlar bunlardan tümüyle ayrı. Her kadının candostları vardır. Bir derdiniz olduğunda anlattığınız, sonrasında kafanıza kakılmayacağını bildiğiniz hatalarınızı itiraf ettiğiniz güzel dostlar...Neyseki onlar varlar. Aylarca görüşmeseniz bam telinize basmaktan çekinen, nasıl olduğunuzu soran, sizin sevincinizle gözlerinin içi gülen candostlar. Iyi ki varlar, yoksa diğerleriyle uğraşmak cok daha zor olurdu.





No comments:

Post a Comment